ASBEST HAKKINDA

Asbest, ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere çok dayanıklı lifli yapıda kanserojen bir mineral. Halk arasında ak toprak, çorak toprak, gök toprak, çelpek, höllük veya ceren toprağı gibi isimlerle de bilinir.
Bir doğal silikat minerali olan asbest maddesinin, ısıyı iletmemesi yani iyi bir izolasyon maddesi olması nedeniyle kullanımı çok eski çağlarda başlamıştır. Arkeolojik çalışmalardan elde edilen bilgiler doğrultusunda asbest kullanımının 2500 yıl öncesine dayandığı bilinmektedir.
On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra ısıyı ve elektriği yalıtması, sürtünmeye ve asit gibi maddelere dayanıklı olması nedeniyle sihirli mineral olarak tanınmaya başlanmıştır. Fakat yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra insan sağlığına önemli zararlar veren kanserojen bir madde olduğunun tespit edilmesi ile asbest maddesi için öldürücü toz tanımlaması yapılmıştır.
Mineralin adı antik Yunancada "suya doymaz" anlamına gelen “asbestos” kelimesinden gelir. Bazı Avrupa ülkeleri asbestos yerine Latince “lekesis” anlamındaki “Amiantos” kelimesini kullanırlar. Çinliler de 3.000 yıl önce uzun lifli beyaz asbestten giysileri ve tapınaklardaki kandillerin fitillerini de aynı malzemeden yaptığı tarih kitaplarına geçmiştir. Savaşlarda kalelerin savunulmasında düşman askerlerine atılan sıcak su ve yağlardan korunmak için asbestten yapılmış savaş giysileri kullanılmıştır.
Asbest yüzyıllar boyu ve yaygın bir şekilde kullanıldığı halde, meydana getirdiği sağlık sorunları yirminci yüzyılın başında anlaşılmaya başlamıştır. Bunun sebebi, solunduktan sonra yaptığı hastalığın ortaya çıkması için 40 yılı aşan bir enkübasyon süresine gerek olması ve eski dönemlerde insanların şimdikinden çok kısa yaşamalarıdır.
Beyaz asbest
Beyaz asbest olarak bilinen krisotil, yılantaşından elde edilir. Birçok ülkede kullanımı tamamen yasaklanmıştır. Oldukça esnek olduğu için kumaş yapımında da kullanılabilir. Evlerin çatılarında ve oluklu çimentolu çatı malzemelerinde kullanılmaktadır.

Kahverengi asbest
Kahverengi asbest olarak bilinen amosit daha çok Afrika'da çıkarılır. Amosit de diğer asbest türleri gibi çok tehlikelidir.

Mavi asbest
Mavi asbest olarak bilinen krosidolit çoğunlukla Afrika ve Avustralya'da çıkarılır. Krosidolit en tehlikeli asbest türü olarak bilinir.

Beyaz, kahverengi ve mavi asbest dışında başka birçok asbest türü de doğada bol miktarda bulunmaktadır. Bu asbest türlerinin kayıt edilmesi ve sınıflandırılması çalışmaları halen devam etmektedir.
3.000'den fazla kullanım alanı olan asbestten, özellikle inşaat sektöründe, ısı ve ses izolasyonunda, gemi, uçak, otomobil sanayiinde, makine konstrüksiyonlarında yağlayıcı madde ve sızdırmazlık elemanı olarak yaygın olarak yararlanılmıştır.
Asbest son derece kanserojen bir maddedir. Solunum ya da içme suyu yoluyla vücuda girdiğinde başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açar. Uzmanlar cilde nüfuz etmesinin de mümkün olduğunu düşünmektedirler. Asbestin neden olduğu hastalıkların bazıları, akciğer zarları arasında sıvı toplanması, kireçlenme, akciğer zarı kalınlaşması ve akciğer dokusunda bağ dokusu oluşumu gibi selim hastalıklardır. Ayrıca ciltte yaralara neden olabilir.
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), her yıl dünyada kanser yapıcı maddeleri düzenli olarak özelliklerine göre gruplara ayırmaktadır. Ajansın kanserojen maddeler listesinde asbest maddesi, "kesin kanserojen" tanımlanması ile 1. grupta sınıflandırılmıştır.
Fransa'da asbeste bağlı hastalıklardan her yıl 4000 kişi ölmektedir ve sayı giderek artmaktadır. Uzmanlar Birleşik Krallıkta 1960 ve 70'lerde asbeste maruz kalmış kişilerden 120.000'den fazlasının akciğer kanseri nedeniyle yakın gelecekte öleceğini öngörmektedirler. Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde 90'lı yılların başında asbest üretim ve kullanımı tamamen yasaklanmıştır. Avrupa Birliğinde 2005 yılından itibaren AB'ye üye ülkelerde asbest üretimi ve kullanımını yasaklamıştır. Geçmişte tersane işçisi olan babasının iş elbiselerinden bulaşan asbest nedeniyle kansere yakalanan genç bir kadın, 2007 yılında İngiliz Savunma Bakanlığı'ndan tazminat almaya hak kazanmıştır.
Düşük oranlarda asbest soluduğumuz havada ve doğal kaynaklar da dahil olmak üzere içme suyunda bulunmaktadır. Araştırmalara göre genel olarak asbeste maruz kalanlarda (meslek dışında) akciğer zarında gram başına on bin ila yüz bin asbest parçacığı bulunmaktadır ki bu da her insanın akciğerlerinde milyonlarca parçacık bulunması demektir.
EPA, içme suyunda yoğunluk sınırı olarak uzun lifler için (uzunlugu 5 µm'yi geçen lifler) litre başına 7 milyon lif olarak alınmasını önermiştir. Solunan havadaki asbest liflerinin boyu 3.0-20.0 µm ve kalınlığı 0.01 µm olduğu için çıplak gözle görülememektedir.
Asbest Anadolu'nun birçok yöresinde bulunmakta ve halk tarafından bilinçsizce kullanılmaktadır. Köylüler, asbesti evlerinin damlarına sermek, evlerini badana yapmak için ve küçük çocuklarda pudra yerine kullanırlar. Amasya bölgesinde ve Kayılar yörüklerinde ise bebekler, höllük toprağı olarak bilinen ısıtılmış asbestle sarılmaktadır. Bu uygulamalar sırasında havaya karışan asbest lifleri yoğun şekilde solunur. Asbest, onu topraktan çıkaran ve kullanan köylülerden başka, asbestin kullanıldığı endüstri alanlarında çalışan işçiler için de çok zararlıdır.

Diyarbakır'ın Çermik ve Çüngüş, Eskişehir'in Mihalıççık, Kaymaz ve Çifteler, Denizli'nin Tavas, Kütahya'nın Aslanapa ve Gediz, Konya'nın Ereğli, Halkapınar, Karaman'nın Ayrancı, Sivas'ın Yıldızeli, Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı Büyüktatlı ve Şarkışla, Şanlıurfa'nın Siverek Elazığ'ın Maden ve Palu ilçeleri asbeste bağlı hastalıkların sık görüldüğü yerlerdir.

Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, kansere neden olan asbestin, Türkiye'de üretim, kullanım, piyasa arzı ile asbest içeren eşyaların piyasaya arzını 31 Aralık 2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasakladı.
- Sıcaklık ve ses izolasyonu olan bölgeler
- Yangın kapıları ile yangın hortumları ve  battaniyeleri-eldivenleri
- Kazan daireleri, makine daireleri, fırın bacaları
- Sıcak su/buhar hatları
- Asbestli çimento levha ve panolar
- Fren ve debriyaj balataları
- Asbestli kumaşlar
- Her çeşit yalıtım malzemesi
- Contalar, salmastralar ve balatalar
- Asbest içerikli çatı malzemeleri
- Asbest içerikli çimentolar ve su şebeke hatları
- Zemin döşemeleri ve tavan malzemeleri
- Yağmur olukları, saçaklar, sundurmalar ile daha birçok alanda.
Asbest bulunan yerleşim yerleri saptanmalı, asbest içeren toprağın halk tarafından kullanılması engellenmeli ve ciddî tehdit altındaki yerleşim birimlerinin yerleri gerekirse değiştirilmelidir.
Halk, asbestin neden olduğu hastalıklar hakkında eğitilmelidir.
Asbeste bağlı hastalıkların geriye dönük araştırılması yapılarak arşiv oluşturulmalıdır. Asbeste bağlı olarak gelişebilecek hastalıkların detaylıca incelenerek klinik çalışmaları başlatılmalıdır.
Asbestli toprak kullanmaya devam eden aileler (iç-dış sıva malzemesi, badana, çanak-çömlek yapımı vs.) eğitim çalışmalarıyla bilinçlendirilmeli, asbestle badana yapılmış evlerin duvarları plastik boya ile yeniden boyanmalıdır.
Mezotelyoma riski taşıyanlar belirlenmeli ve bunlar yakından izlenmelidir.
Doktorlar asbestin neden olduğu hastalıklar konusunda özel olarak eğitilmelidir.
Asbest maruziyetinin kontrol altına alınması için ortamdaki Asbest tipleri tanımlanmalı ve Asbest Yönetim Planı oluşturulmalıdır. Asbestin sökülmesi daha sonraki süreçtir. Pratik rehber niteliğindeki yönetim planınızda tüm bilgiler raporlanmalıdır.
Asbest türlerinin tanımlanması basit bir laboratuvar testi değildir. Kapsamlı laboratuvar analizleri gereklidir. Sıklıkla karmaşık yapılarda bulunan Asbest tiplerinden hangisi olduğu tespit edilinceye kadar en tehlikeli Asbest türleri olan Mavi ve Kahverengi Asbest içerdiği düşüncesiyle yaklaşılmalı ve önlemler alınmalıdır.
Yapılarınızdaki Asbestli malzemenin hasar ve bozulma durumu periyodik olarak denetlenmelidir. Hangi tipteki malzemenin nasıl uzaklaştırılması ve bertaraf edilmesi gerektiği konunun uzmanları tarafından belirlenmelidir.
Bir malzemenin Asbest içerdiğini gözle görebilmenizin tek yolu, malzemenin üzerinde "ASBESTLİDİR" etiketi bulunmasıdır. Numune alımı (örnekleme) ve analizi Yetkin Personeller tarafından yapılmalıdır. Yanlış bir şekilde numune alımı yapıldığında, parçalanmış ve bozulmuş şekilde olan yapı malzemesindeki Asbest, önceki halinden daha da zararlı olabilir. Analiz sonuçlarını alıncaya kadar, malzemenin Asbest içerikli olduğu varsayılmalıdır.